havalı insanlardan nefret ederim.
kehanetin nedir be gülüm. sendeki bu efsun ne
şairin dediği gibi yıllardır ateşte mısralarım
daha değil hak etmedin tatili:(
Esmer çocuklar ahh diyerek iç geçirdi. Doğu insanlarının kader yapıları hep esmerde kalmış ne kararmış nede aklaşmıştı. Solgun yüzleri çukur yüzlerindeki kara yazgılarının eseriydi. Çoğu ırgat bir yaşam sürmüş. Hala devam eden ırgat yaşamları onlar için vazgeçilmez olmuştu. Bir ahh daha çekti. Çoğu okul sıralarında bir spor dalıyla tanışmamış sanat ve kültür alanında en ufak fikirleri dahi olmamıştı. Bir çalgı aletine baktıklarında ne düşündükleri anlamanız imkânsız. aikado ismini telaffuz ettiğinizde orkinos balığından söz ettinizde yarım kalan ağız kısmıyla “abi oda ne” diyen sözler.
Fakat onlarında kendine göre tarla sofralarında geliştirdikleri birşeyler vardı. Mesela şeytan lakaplı fenerbahçenin unutulmaz oyuncusu Rıdvan dilmeni taçsız kral metin oktayı yediden yetmişe tanır çoğu ırgat çocukları. Hangi bitkinin hangi derde şifa olduğunu bilirler. Teknolojinin hegemonyasının olmadığı dar alanlarda onlar iletişimin en alasını bilirler. Belki hiç biri tufan kıraçın gidiyorum şarkısını söylemez ama herkes İbrahim tatlısesin mavi mavi parçasını ezbere bilir. Irgat çocukların yüzlerinde hüzün asılı dursada gözlerinde parıldayan umut hala bir kor gibi yıllardır yanmakta.
bir tatil diyor bana düşüncelerim:) hakettimmi acaba!
sessiz kalışların
ahhh..
nede zor!
sen ne yapmaktasın şimdi
hangi diyarda hangi alemdesin,
koynunda sakladığın gülüşleri
ne zaman....
koynunda sakla o tebessümleri artık senin değilim.
bu gece aşk üşümesin,
ateş verin bana.....
katilim olmayasınız diye susuyorum....
şimdi susuyorum....
bir gün konuşacağım...
gün aşırı
ne çok şey deneniyor üstümüzde
hoyrat ve dayanılmaz
bilsen gülüm
postallarıyla çiçek ezen hayın eşkıyalar gibi
tekmiller altında incinen gençliğimiz
,
biz uslu çocuklar değildik belki
ama çiçeklerede kıymazdık/içliydik
bir yanımız hep yalnızlık olurdu
karanlık ve sessiz..
ki şimdi
tam tekmil
tekmiller altında incinen gençliğimiz
çekip bizi utandırıyor aynalara
yani biz mavzerlerimize yaslanmaktan yorgunuz
taşınmaz bir mavzerle şafaklara abanıp
sırtımızda yaralar açan
güneşi unutmuşuz...
kuşların kanatları altında
çıplak ayaklarımla denizlere koşmayı
güneşi usulca öpüp yanaklarından
sana doğru omzumdan martılar uçurarak
işte bu eller benim
bu hırpalanmış saçlar benim
demeyi ne kadar çok özlemişim
uykuma gir uslu bir çocuk gibi dağıt saçlarımı
dürtmeden uyandır beni
ürkütmeden
günaydın de
sıcacık bir öpüşle depreştir yüreğimi
....
rüzgardan uçurtmalar yaparım sana inan
ellerimle sevgiler büyütürüm sıcacık
senin
deniz kokusu saçlarına hasretim
...............